Arama:  
22 Aralık 2014, Pazartesi 19:39    

 

ChatCity Forum
Chatcity Forumlarında mesaj yazmadan önce Forum Kurallarını mutlaka okuyunuz...

  ·HoKKaBaZ· > Forum Mesajları
    ·HoKKaBaZ· tarafından açılmış Toplam 901 Forum Başlığı var
<< 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 ... 91 >>


·HoKKaBaZ·

·HoKKaBaZ· resimleri


Mesaj Gönder
arkadaşları
Forum Mesajları

  CC-Forum > Spor > Genel Spor Muhabbeti > ``Beşiktaş´tan başkasına gitmem!´´
  19.Haz.2009 Cum 22:32:47

Yer: Antalya..       

Kayserisporlu Mehmet Topuz, kameraların karşısına geçiyor ve o meşhur konuşmayı yapıyor; 

-‘’Ben Beşiktaşlı’yım.. Beşiktaş’tan başka takımda oynamak istemiyorum.. Fenerbahçe 50 milyon dolar da verse gitmeyeceğim. Benim duruşum bellidir. Gerekirse 6 ay oynamam ama sonunda Beşiktaş’a giderim..’’

Sonrası.. Sonrası malum..   

‘’Fenerbahçe 50 milyon dolar da verse gitmem, Beşiktaş’ta oynayacağım’’ diyen, hatta üstüne üstlük bir de Siyah-Beyazlı forma ile pozlar veren Mehmet Topuz geliyor Fenerbahçe’ye imza atıyor. Hatta imza töreninde ‘’Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak’’ yazılı şapkayı taktıktan sonra en az 5-6 kere de Sarı-Lacivertli formayı öpüyor..

Şimdi..  

Gidiyoruz bundan taaaa 35 yıl öncesine..              

Tarih: 22 Haziran 1974..

Takım; Adana Demirspor..

Oyuncunun ismi ise: Fatih Terim..

Terim o tarihlerde transferin gözdesi..

Kulübü onu ‘’Daha çok para veriyor’’ diye Galatasaray’a satmaya çalışıyor ama onun kararı kesin..

Terim o günler de basına demeç veriyor;

-‘’Beşiktaş’tan başkasına gitmem..’’ 

Ve her sorulduğunda aynı cevabı veriyor;

-‘’Söz verdim. Beşiktaş’a gideceğim.. Başka  takımda oynamam söz konusu bile olamaz.’’

Sonra..

Sonrası malum..

O, ‘’Beşiktaş’tan başkasında oynamam’’ diyen Fatih Terim çok geçmeden Galatasaray’a imzayı atıyor ve aralıksız 11 sene Sarı-Kırmızılı formayı sırtında taşıyıp, ‘’İmparator’’ lakabını alıyor..

Yani bugün Mehmet Topuz ne yaşamışsa, 35 yıl önce de Fatih Terim aynı olayı yaşadığı için bize de  ‘’Nereden nereye’’ demek kalıyor...

 

Hakikaten de neredeeeennnn nereye…

 

Hürriyet



·HoKKaBaZ·

·HoKKaBaZ· resimleri


Mesaj Gönder
arkadaşları
Forum Mesajları

  CC-Forum > Mühim Mevzular > Politika, Tarih > Suçüstü tutanağı!
  16.Haz.2009 Sal 22:36:07

Suçüstü tutanağı!

O belge neyin nesi?

Darbe planları mı var?

Suçüstü mü yapıldı?


*

Bakın, bir gazeteci yazmış...

Köşesinde.

*

"Arabayla Boğaz’da ilerliyorduk, Kalender Orduevi’nin orada trafik kilitlendi. Ben de, fırsat bu fırsat, Kalender Orduevi’nin bahçesinde yemek yiyen insanları izledim. İfadelerini... Çok tuhaftı. Hepsinin de yüzünde sert, snob, her an haddini bildirmeye, hizaya sokmaya hazır bir ifade vardı. Sanki vazife başındaydılar, hazıroldaydılar. Sanki bir örnek maskelerden takmışlardı ve de kaş kavisleri, dudak çizgileri, memnuniyetsizliklerinden başka bir de hep o üstten, ayrıcalıklı, kıymeti, kudreti, kerameti kendinden menkul hali vurguluyordu. Hemen diplerinden denize atlayan gençlerden de, kaldırımda sevgilisiyle el ele yürüyen pardösülü kızdan da tiksiniyorlardı herhalde... Olsa bir sopa ellerinde, hepsini nasıl da hizaya sokarlardı. O ifadeler öylesine değil... Masum değil. Orduevi misafirleri, akrabası bulunanlar bile yukarıda görüyor kendini bizden ha? Vay be! O ifadeler aslında pek çok şeyi anlatıyor... Taraf’ta yayımlanan son korkunç programları bile."

*

Suçüstü yapmış yani.

*

İfadelerini almış.

*

Çok nefret gördük ama...

Böylesini ilk kez görüyoruz.

*

Bana kalırsa, Genelkurmay’ın bu yazıyı çerçeveletip, orduevlerinin kapısına yapıştırması lazım... Ki, artık sadece üniformalılar değildir hedef; eşleri, çocukları, akrabaları.
Yılmaz Özdil, 16 Haziran Salı 2009


·HoKKaBaZ·

·HoKKaBaZ· resimleri


Mesaj Gönder
arkadaşları
Forum Mesajları

  CC-Forum > Kültür Sanat Hobiler > Sanat ve Felsefe > Berhudar
  16.Haz.2009 Sal 20:33:45

Berhudar

Önce saatimin kayışını çözdüm; sonra kravatımın düğümünü... Zaman kelepçesinden kurtuldu bileğim; boynum, resmiyet boyunduruğundan sıyrıldı.
Koptum mesainin seyrüseferinden; kendi takvimime geç
tim.
Zorlu bir kışın tabutuna ateşten çiviler çaktım; bıktıran tartışmaların, nafile kavgaların, yorucu koşturmaların diyarından kaçtım.
Macera filmlerinin “Binbir Surat” karakteri gibi, hep farklı görünüp aslında hiç değişmeden yinelenen bir gündemi, onun sevimsiz suretlerini, onları ciddiye alıp izleme mecburiyetini geride bıraktım.
İndirdim zaruret kepenklerini; kunduraya alışkın ayaklarıma sandaletler taktım.
Bembeyaz örtüler örttüm ruhumun sofrasına...
Kendi işgüzarlığımdan firar edip tatile yelken açtım. 
* * *
Sağ kolumda cam göbeği deniz, solumda orman zümrüdüyle pürneşe
Ege’den Akdeniz’e inerken begonviller döküldü yollarıma, bülbüller çiledi, asırlık zeytinler selam durdu.
Haziran, -ne zaman gelmiş, haberim bile olmamış- kollarını açtı; sımsıcak kucakladı.
Burnumda çam ve kekik kokusu, sırtımda kıştan kalma hançer yarası, içimde yeni heyecanların çağrısıyla yürüdüm
sahil boyunca...
Sağalmaya... durulmaya...  arınmaya...
* * *
Kulaklığımda Manga, dinlemelere doyamadığım son albümünde hem insanın, hem insanlığın umut şarkısını söylüyordu sanki...
Sakin bir piyano solosuyla başlıyordu söze; doğumdan bahseder gibi:

“Tertemizdi sanki dünya / gözlerimi açtığım anda / hiç düşünmeden inandım / masal tadında yarınlara...”
Sonra müziğin temposu, hayatınkine paralel yükselirken hayal kırıklığı getiriyordu peşi sıra :

“Hep yalan söylenmiş hep yalan / ayrılanlar hiç kavuşmadı / dinlediğim masallar hiç gerçek olmadı / kimse sandığım kadar masum kalmadı / savaş durmadı, ölüm azalmadı / ama şehir hiç susmadı / hep ağladı, hep ağladı.”
Ve ardından umut...
Masumiyetin can çekiştiği topraktan bile bereketle fışkırabilen o leziz
meyve; imdadına yetişiyor, hayattan ümidi kesmiş bir şarkının:

“Son bir umut verse biri / ve ‘Güzel olacak bi gün her şey’ dese / ben inanırım belki de bu yalana / ben de alışırım, gözlerimi kapamaya...”
* * *
Uzun, upuzun yorucu gecelerin, haksızlıkla havalanmış hançerlerin, kırıcı hasetlerin, gurur-öfke medcezirlerinin mesaisinde bitap düşmüş bedenimi bahçedeki karabiber ağacına dayadım, yaralarımı gölgesine sakladım.
Yine haziran, yeni bir ümit verdi bana...
“Her şey güzel olacak” dedi.
Ona inandım, umutlandım.
Kapadım gözlerimi...
Berhudarım.

Can Dündar, 16 Haziran Salı 2009



·HoKKaBaZ·

·HoKKaBaZ· resimleri


Mesaj Gönder
arkadaşları
Forum Mesajları

  CC-Forum > Dijital Yaşam > Dijital Yaşam > İnternetin en tehlikeli kelimeleri
  12.Haz.2009 Cum 18:47:50

İnternetin en tehlikeli kelimeleri

İnternet üzerinde arama yaparken "music", "download" veya "free" gibi sözcükler virüs tehlikesini artırıyor.

 
ANKARA - Merkezi ABD de bulunan bir anti-virüs yazılım şirketi, 5 büyük arama motoru Google, Yahoo, Live, AOL ve Ask da 2600 popüler sözcüğü inceleyerek ve 413 bin web sayfasını analiz ederek, internetin en tehlikeli kelimelerini tespit etti.

"Free" (bedava), "music" (müzik) ve "download" (indirme) kelimeleriyle yapılan aramaların kötü amaçlı yazılım riskini artırdığını belirleyen uzmanlar, arama çubuğuna "free music downloads" yazmanın internette sörf yapanların virüs riskini yüzde 20 artırmasına neden olduğunu buldular.

Firma yetkilisi, sadece bir yıl içinde kötü niyetli yazılım olarak adlandırılan virüslerde çok büyük değişiklikler olduğunu belirterek, "Bodrumunda virüs hazırlayanlardan, organize siber suçlara, terörizm ve diğer organize jeopolitik saldırı biçimlerine kadar virüsler tespit ettik" dedi.

Uzmanlar, "Screen saver (ekran koruyucu), free games (bedava oyunlar), work from home (evden çalışma), olympics (olimpiyatlar), videos (videolar), celebrities (ünlüler), music (müzik) ve news (haberler) kategorilerinin en yüksek virüs bulunma riskine sahip olduğunu belirtti.

Ayrıca, "word unscrambler (kelime şifresi çözücü), lyrics (şarkı sözleri), myspace, free music downloads, phelps, game cheats (oyun ipuçları), printable fill-in puzzles (bulyap yazdırma), free ringtones (bedava cep telefonu melodisi) ve solitaire de (iskambil falı) en riskli sözcükler arasında yer alıyor.

AA



·HoKKaBaZ·

·HoKKaBaZ· resimleri


Mesaj Gönder
arkadaşları
Forum Mesajları

  CC-Forum > Kültür Sanat Hobiler > Önemli Bilgiler > `Lazer, gözlük ve lensten üstün değil!´
  8.Haz.2009 Pzt 15:56:37

‘Lazer, gözlük ve lensten üstün değil!’

Miyopi, hipermetropi ve astigmat gibi kırma kusurları her üç kişiden birinin sorunu. Optik sistemle ilgili bu sorunların tedavisi gözlük, lens veya lazer

Göz kusuru olanlardan kimi yakını, kimi uzağı göremezken bir başkası da görüntüyü net olarak seçemez. İşte bunlar o kişinin gözünde kırma kusuru olduğu anlamına gelir. Çoğunlukla gözlük kullanımıyla geçen bu sorunlarda artık sıklıkla lazer uygulanıyor. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Kazokoğlu, bunun artık bir ‘sosyal fenomen’ halini aldığını ve lazerin ne kontak lense ne de gözlüğe üstünlüğü olmadığını belirterek, “Aslında lazer adaylarının öncelikle iyi bir muayeneden geçirilmesi gerekiyor. Lazer, korneayı tıraşlıyor veya tornadan geçiriyor diyelim. Kornea kalınlığı belli bir seviyenin altındaysa lazer yapılması daha sonra problem yaratabilir. Ameliyat öncesi mutlaka yapılması gereken testler ve muayeneler var.  Buna göre lazere uygun olup olmadığınız belirlenecek. Çok fazla dik veya eğik bir korneanız varsa, çapı, kalınlığı uygun değilse lazer riskli olabilir” diyor.

Kırma kusuru ne demektir?
Gözün optik sistemindeki kusurlardır bunlar. Gözdeki yapısal değişikliklerden öte optik sistemiyle ilgili değişiklik söz konusudur. Yüksek miyoplarda yapısal değişiklik olabilir ki buna ‘dejeneratif miyop’ deniyor. Işığın görme merkezine ulaşırken kırılmasına bağlı olan değişiklikler sonucu oluştuğu için kırma kusuru oluşur. Kırma kusurları miyopi, hipermetropi ve astigmattır.

Kırma kusurları ne sıklıkta görülüyor?
Toplumun yüzde 28’inde görülüyor. Gözlük verme ve kırma kusurları oranı üçte birdir.

Kırma kusuru hastalık mıdır?
Buna hastalık diyemeyiz çünkü gözün fonksiyonunu etkilemiyor. Gözlük taktığınızda normal bir şekilde görmeye başlarsınız. Bu, bir optik kusur. Göz dokusunun kendisine ait bir rahatsızlığı olmadığı için fonksiyonu normale getirme söz konusudur.

Kırma kusuru olanların özellikle dikkat etmesi gereken şeyler var mı?
Özellikle dikkat etmeleri gereken bir şey yok. Ancak yüksek miyoplarda retinanın periferinde dejenerasyonlar olabilir. Bu dejenerasyonların bazıları retina yırtıkları için müsait ortam sağlayabilir. Dolayısıyla yüksek miyopların (dejeneratif miyoplar) normal şartlarda belki de gözlük muayenesi sırasında retina periferi dediğimiz çevresinin taranması gerekli bir muayene şekli.

Tedavi seçenekleri neler?
Standart tedaviler, gözlük, kontak lens ve lazerdir. Bu üçü arasında tıbbi endikasyon yönünden tercih söz konusu değil. Yani ben gözlükle de tam görüyorum, lensle de. lazer ameliyatı olduktan sonra da... Bunların hiçbiri diğerine göre fonksiyon açısından kazanç sağlamaz. Birbirine üstünlüğü olduğu söylenemez. Bu basit refraktif tablolar için geçerlidir. Görme kazancı kabaca bakıldığında üstünlük yok. Ancak bazı durumlarda kontak lens direk göze konduğu için gözlüğe oranla daha iyi bir görüş sağlayabilir.

Lazere çok ilgi var. Bu hastaların konfor elde etmek istemesiyle mi ilgili?
Ben bunu konforla açıklamıyorum. Bu aslında sosyal bir fenomen gibi. Çünkü insanlar teknolojinin nimetlerinden faydalanmak istiyorlar. Fonksiyon yönünden size çok fazla bir avantaj sağlamadığı zaman iş tamamen bir tercih meselesine dönüşüyor. Tercihi belirleyen tıbbi şeyler değil, zaten kişi görüyor. Ama gözlüğünü atmak istiyor. Çünkü gözlüğü çıkarda plajda kimseyi görmüyor. Bu rahatsızlık verici bir şey. Maliyeti düştü artık. Neredeyse bazı durumlarda gözlük fiyatının altına düştü.

Lazer kimler için gerçekten gerekli?
Aslında lazer adaylarının öncelikle iyi bir muayeneden geçirilmesi gerekiyor. Bunlardan biri korneayle igili. Çünkü lazer korneayı tıraşlıyor veya tornadan geçiriyor diyelim. Kornea kalınlığı belli bir seviyenin altındaysa lazer yapılması daha sonra problem yaratabilir. Ameliyat öncesi mutlaka yapılması gereken testler ve muayeneler var. Buna göre lazere uygun olup olmadığınız belirlenecek. Eğer çok fazla dik veya eğik bir korneanız varsa, çapı, kalınlığı uygun değilse lazer riskli olabilir. Gözün arkasının da herhangi bir dejeneratif tablo göstermemesi lazım. Göz böyle bir müdahale görecekse sağlıklı olması lazım.

Neden lazer için 18 yaş bekleniyor?
Öncelikle miyopinin stabil hale gelmesi gerekiyor. Ayakkabı numarası nasıl ki belli bir yaştan sonra sabit oluyorsa göz için de aynı şey söz konusu. Gözde de artık herhangi bir ilerleme olmaması gerekiyor. Bunun için de yaş sınırı konmuş. Çünkü miyopi ilerlerse yapacağınız ameliyatın anlamlı olması düşünülemez.

Genelde kimler lazeri tercih ediyor?
Eskiden olduğu gibi 10-15 derecelere lazer yapılmıyor. Miyoplarda üst sınır 8 derece civarındadır. Çünkü korneadan lazerle traşlayacaığınız miktar, derece ne kadar yüksekse o kadar artıyor. Yani dokudan fazlaca ‘yemek’ zorunda kalıyorsunuz ki bu da işin emniyetini bozabiliyor. Bu nedenle göz merceğini almak veya gözün içine mercek koymak gibi cerrahi işlemler gündeme geliyor.

Lazer, ileride sorunlara neden olabilir mi?
Eğer tekrar gözlük kullanma ihtiyacını sorun olarak görüyorsanız evet, lazer ameliyatından sonra böyle bir şeyle karşılaşabilirsiniz. Gözlükten kurtulmak için ameliyat oluyorsunuz ve beş yıl sonra bakıyorsunuz ki hafif bir miyopi oluşmuş. Eski literatürde bununla karşılaşma oranı takriben yüzde 20 civarında. Ama bu hiç bir zaman sizin eski derecenize gelmez. Yani beş derece miyopken ameliyat olduysanız tekrar beş derece miyopla karşılaşmazsınız. Ama bir derece, bir buçuk derece olabilir. Astigmatınız varsa o geri dönebilir. Ama bu görmenizden memnunsanız bu bir derecelik sorun nedeniyle gözlük kullanmazsınız. Belli bir miktar geri dönüş olabileceği bilinmeli. Çünkü söz konusu doku canlı.

Lazer ameliyatları konfor sağlamıyor mu?
Ameliyat kısa sürüyor olabilir ama sonrasında uzun bir süre kullandığınız göz damlaları var.

Gözlerinizi güneş ışığından koruyun

Gözlere neler zarar verir?
Devamlı gündemde olan ultraviyole sorunu var. Bizim gözümüz ultraviyole ışınına üst dalga boyları hariç geçirgen değil. Özellikle lens ve retina ultraviyole ışınlardan etkilenir. Güneş gözlükleri koruyucu olabilir. Ama güneşte fazla dolaşmak güneş gözlüğü kullanılırsa ciddi bir etki yaratmayabilir. Fazla ışık da aynı şekilde zararlı olabilir.

Bilgisayar gözlere zarar verir mi?
Bilgisayarın kendisinden kaynaklanan bir şey yok. ‘Ekrandan radyasyon alıyorum ve gözüm zarar görüyor’ diyemezsiniz. Çünkü ordan aldığınız radyasyon size hiç bir şekilde zarar vermez. Ama uzun süre (iki-üç saat) bilgisayar başında çalışıyorsanız gözün kırpma refleksinin azalmasından dolayı göz yüzeyi göz yaşıyla zayıf bir şekilde ıslanıyor. Çünkü normalde göz kırptığımızda göz yaşımızı her yere yayıyoruz. Kuruluk hissi, batma ve bazı durumlarda da kızarma yapabilir. Klimatize ortamlarda dahili havanın kuru olması da gözde kuruluk hissinin oluşmasına katkıda bulunur.
Göz kuruluğunda suni gözyaşı damlalarıyla takviye söz konusu. Normal şartlarda saatte bir 10 dakika ara verip gözlerinizi dinlendirmeniz gerekir. Bu sürede bilgisayardan uzak durun, gazete, dergi vb. okumayın.

Gözleri uzağa dikip bakmak iyi mi?
Evet, uzağa bakarsanız uyum yapmazsınız. Bu durumda da uyumu sağlayan adaleler çalışmaz ve dinlenir. Nasıl ki yürümediğinizde bacak adalelerinizin dinleniyor onun gibi düşünebiliriz bunu.

Okul döneminde gözlük numarası büyür

Miyopi neden olur?
Miyopinin genetik özelliği var. Özellikle yüksek miyoplarda genetik geçiş sözkonusudur. 6 derecenin üstündekilere ‘yüksek miyopi’ denir. Miyopi dediğimiz zaman, gözün içine düşen hayalin tam makulaya oturmaması fakat önünde olmasını kastediyoruz. Bu, değişik nedenlerle olabilir.

Nedenleri gözün ön arka ekseninin normalden uzun olması, lensin kırıcılığının artması veya korneadaki değişikliklerdir. Burada önemli olan ‘okul çağı miyopisi’sidir. Çocuklarda yakın çalışmanın getirdiği bir miyopidir bu. Çocukların okula başlayıp yakın mesafe çalışmasıyla, üçüncü sınıftan itibaren başlayan bir miyopi türü. Dejeneratif miyopi gibi yüksek seviyeye çıkmaz, orta derecede kalır. Miyopi ergenlik çağına kadar ilerleyecekse ilerler.

Numara kiminde artarken kiminde artmıyor. Neden?
Genellikle okul döneminde bir ilerleme söz konusudur. Bluğ çağında nispeten durur. Ama bazen bu süreç uzayabilir. İleri yaşlarda hala miyopi de bir numara artışı söz konusuysa buna ilerleyici miyopi denir. Bu, düşük oranda görülen bir miyopi grubudur. Normal şartlarda miyopi, bir yere ‘demir atar’ ve orada durur.

Miyopinin minimum görülme yaşı nedir?
Bunun için pek bir şey söylemek mümkün değil. Eğer doğuştan kaynaklıysa okul çağı öncesinde de ortaya çıkabilir. Dikkat edilmesi gereken şey, genellikle çocukların kırma kusuru muayenesini, eğer başka herhangi bir hastalık yok ise (şaşılık, katarakt vb.) üç yaşından itibaren yaparız. Çünkü çocuk üç yaşından itibaren kendisiyle işbirliği yapılabilecek duruma gelir. Yaptığımız muayenede çocuk gösterdiğimiz objeleri tarif edebilir ve bu da çocuğun ne kadar gördüğünü ortaya koyar.

Miyopi belli bir yaştan sonra oluşamaz mı?
30 yaşında gözlük takmaya başladığı için doktora başvuranlar var. Bunlar, küçük yaşlarda eğer küçük dereceli kırma kusurları varsa, bunu uyum kabiliyetleriyle telafi edebiliyorlar. Ama yaşımız ilerledikçe uyum kabiliyetimiz azalıyor.

Hipermetropi nasıl oluşur?
Göz ön arka aksının, miyopinin aksine normalden kısa olmasıdır. Burada hayal, retinanın arkasına düşüyor, üzerine düşmüyor. Hipermetropinin dikkat edilmesi gereken bir özelliği var.
Hipermetropi, şaşılıkların bir kısmında etkili. Çocuk eğer yüksek hipermetropsa, bu hipermetropiyi uyumla gidermek için çalıştığı anda gözü kayar. Buna ‘akomodatif konverjans’ deniyor. Bu çocuklarda hipermetropiye bağlı kayma meydana gelebilir. Üç yaşından önce sorun tespit edilebilir ve gözlük verilebilir. Böylece çocukta göz tembelliği oluşması engellenir. Hipermetrop gözlerde, kaysın veya kaymasın tembellik oranı miyopilere göre daha fazladır. Miyoplar genelde yakını iyi görürler. Ama hipermetropların bu şansı yok.

Miyopide olduğu gibi numara artışı söz konusu mu?
Burada tam tersi söz konusu. Çocuk aslında biraz hipermetrop olarak doğar. Yaş ilerledikçe, yani yedi yaşına geldiğinde göz normal yapısını alır. Önemli olan küçük yaşlarda, normalin üzerindeki hipermetropi derecesidir.

Astigmat neden oluşur?
Gözün şeffaf tabakasının yatay ve dikey çaplarının birbirinden farklı olması sonucu oluşur. Her çaptan geçen hayal farklı bir kırılma gösterir ve netleşmesi mümkün olmaz. Astigmatta, bir yerde odaklanamama söz konusudur.

Prespiyopi’nin kesin tedavisi var mı?
40 yaş sonrası yakını görememe sorunu olan prespiyopide herhangi bir şey tavsiye etmiyorum. Miyopide lasik yöntemi standart ama prespiyopide gözlük kullanmak dışında oturmuş bir tedavi yok.

Radikal



·HoKKaBaZ·

·HoKKaBaZ· resimleri


Mesaj Gönder
arkadaşları
Forum Mesajları

  CC-Forum > Geyik Muhabbet > Öylesine muhabbet > Cennette 3 Kadın...
  7.Haz.2009 Pzr 19:08:26

Cennette 3 Kadın...


Üç kadın arkadaş bir kaza sonucu aynı anda hayatlarını kaybedip cennete giderler.Cennetin kapısında onları karşılayan melek :

"Sizin burada uymanız gereken tek kural var.. O da ördeklere dikkat edin sakın üstlerine basmayın" der.

Sonra kapı açılır üç kadın cennete girerler. Gerçekten de etrafta ördek doludur. Üstlerine basmamak adeta imkansızdır. Dikkat etmesine rağmen kadınlardan biri kazayla bir ördeğin üstüne basar. Hemen Cebrail belirir.Yanında son derece çirkin bir adam vardır. Kadını kolundan adama kelepçeler ve "Ördeğin üstüne basmanın cezası olarak sonsuza kadar bu çirkin adama kelepçeli olarak yaşayacaksın" der.

İkinci gün kadınlardan biri yine kazayla bir ördeğin üstüne basar ve Cebrail anında yanında çok çirkin bir adamla gelip onları kadına ceza olarak birbirlerine kelepçeler.

Üçüncü kadının gözü bu olaylardan çok korkar. Diğerlerinin akıbetine uğramamak ve sonsuza kadar çirkin bir adama kelepçelenip yaşamamak için her attığı adıma acayip dikkat etmeye başlar.

Aradan aylar geçer ve hiçbir ördeğin üstüne basmaz. Derken bir gün Cebrail belirir. Bu kez yanında boylu poslu inanılmaz derecede yakışıklı bir adam vardır. Cebrail hiçbir şey söylemeden yakışıklı adamla kadını kelepçeler ve yine birşey söylemeden çeker gider.

Kadın artık mutluluktan uçmaktadır. O güne kadar gördüğü en yakışıklı
adamla kelepçelenmiştir. Adama döner ve "Ben acaba ne yaptım da sonsuza kadar senin gibi güzel bir adamla birlikte olmayı hak ettim" der.

Adam suratı asık bir şekilde cevap verir:

"Vallahi seni bilmem ama ben az önce bir ördeğin üstüne bastım" der.

 



·HoKKaBaZ·

·HoKKaBaZ· resimleri


Mesaj Gönder
arkadaşları
Forum Mesajları

  CC-Forum > Haber > Güncel haberler > Teröristsem madalyamı alın
  7.Haz.2009 Pzr 11:31:41

Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan Serdar Öztürk’ün, üsteğmen olarak görevliyken 1994’te mayına basıp yaralanınca malulen emekli edildiği ortaya çıktı. Öztürk, Cumhurbaşkanlığı’na yazdığı dilekçede "İnsan, hem kahraman, hem terör örgütü üyesi olamaz.Övünç madalyasını makamınıza iade zorunluğu doğmuştur" dedi.

ŞIRNAK
Silopi’de 1994 yılında, henüz üsteğmenken PKK ile çatışmada yüzüne şarapnel parçaları isabet etti. Sol gözünü kaybetti, gazi oldu. Bakanlar Kurulu kararı ile Cumhurbaşkanı tarafından Devlet Övünç Madalyası ve beratı ile ödüllendirildi. İki yıl hastanede yattı. Malulen emekli olan Serdar Öztürk, Hukuk Fakültesi’ni kazandı. Avukat oldu.

Göktaş’ın avukatı

Ergenekon son dalga operasyonları sırasında önceki gün emekli Albay Levent Göktaş’ın avukatı Serdar Öztürk, Ankara’da gözaltına alındı. Ergenekon terör örgütü üyesi olduğu iddiası ile gözaltına alınan Serdar Öztürk, önceki gün akşam saatlerinde Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne getirildi.

Avukat olduğu için ifadesi soruşturmayı yürüten savcıların eşliğinde alınacak olan Serdar Öztürk, dün avukatı Demet Reçber ile görüştü. Bu görüşmede Öztürk, Reçber’e, üstün hizmet madalyası ve beratının Cumhurbaşkanı’na iade edilmesi talimatını verdi.

Öztürk, gözaltında bulunduğu Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde de Cumhurbaşkanlığı makamına iletilmek üzere şu dilekçeyi yazdı:

"1985 yılında binlerce Kara Harp Okulu subayı gibi gerekirse vatan uğrunda canımı feda etmeye yemin ederek askerlik mesleğine adım attım. Askerlik hayatım boyunca yeminime sadık kaldım. 1993-1994 tarihleri arasında Şırnak ili Silopi İlçesi Çalışkan köyü bölgesinde konuşlu Eren bölüğünde bölük komutanı olarak görev yaptım. Bu görevim esnasında 13 Ekim 1994 tarihinde Kuzey
Irak sınırında icra edilen operasyon sırasında bubi tuzağına basmak suretiyle ağır yaralandım. İki hafta komada kaldım. İki yıl tedavi gördüm. Bir gözümü ve bazı iç organlarımı tamamen /_np/4788/8144788.jpgkaybettim. Bu nedenle devletim tarafından şahsıma devlet övünç madalyası verilmiştir. 3 Haziran 2009’da İstanbul Özel yetkili 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hakkımda terör örgütü üyeliği iddiası ile yakalama kararı verilmiştir.

Devletime helal

Bir insan, hem devletinin övüncüne mazhar olmuş bir kahraman, hem de terör örgütü üyesi olamaz. Yaptığım hizmet, feda ettiğim gençliğim ve sağlığım. Devletime helaldir. Ancak bu çelişkinin giderilmesi maksadıyla Sayın Cumhurbaşkanlığı’nca tarafıma verilen devlet övünç madalyasını makamınıza iade etmek zorunluğu doğmuştur."

1989’da tanışıp 1996’da evlendiler

SERDAR
Öztürk, üsteğmenken 1989 yılında Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Uygulamalı Resim Bölümü’nde öğrenci olan Merve Hanım ile tanıştı. Merve Hanım şu anda Etimesgut Mehmetçik Lisesi’nde resim öğretmeni. Çift, 21 Haziran 1996’da
Ankara Orduevi’nde düzenlenen törenle dünya evine girdi. Serdar-Merve Öztürk’ün iki çocukları var. Bilge Kaan 13, Seçkin Berkay 10 yaşında. Malulen emekli olduktan sonra hukuk fakültesine devam edip avukat olan Serdar Öztürk çocuklarına olan düşkünlüğüyle de tanınıyor.

Hürriyet



·HoKKaBaZ·

·HoKKaBaZ· resimleri


Mesaj Gönder
arkadaşları
Forum Mesajları

  CC-Forum > Geyik Muhabbet > Öylesine muhabbet > Bir mantık sorusu: İdam!
  6.Haz.2009 Cmt 21:41:40

Adam karısını öldürmekle suçlanıyor. Tüm deliller aleyhine.. Şahitlerin hepsi dahil. İdam cezası yemesi kesin.. Yalnız bir şey eksik.. Ceset.. Kadın, kocasıyla çıktığı seyahatten dönmemiş, bir daha gören de olmamış.
Yargıç, sanık avukatından son savunmayı izliyor.
Avukat "Şu ana kadar ortaya konan bütün belgeler ve dinlenen bütün sanıklar, müvekkilimin suçlu olduğunu gösteriyor. Ama delilleri sunan Sayın Savcı da, konuşan tüm şahitler de yanılıyorlar. Ortada katil falan yok. Çünkü ortada suç yok. Herkesin öldüğünü iddia ettiği kadın, şimdi, mahkeme salonunun sağındaki kapıdan içeri girecek.. Bakın..." diyor.. Bütün başlar avukatın eliyle işaret ettiği kapıya dönüyor.. Kapı kapalı.. Saniyeler geçiyor.. Hareket yok. Avukat yargıca dönüyor..
"Sayın Yargıç.. Ceza hukukunda şüphe sanık lehinedir. Ben işaret ettiğim zaman, başta sayın savcı herkes kapıya döndü. Demek hepsi kadının hayatta olabileceğini düşünüyordu. O zaman mahkumiyet kararı veremezsiniz. Beraat talep ediyorum."
Yargıç gülümser ve kararını açıklar... "İdam!.."

Yargıç neye dayanarak vermiş olabilir bu kararı?



·HoKKaBaZ·

·HoKKaBaZ· resimleri


Mesaj Gönder
arkadaşları
Forum Mesajları

  CC-Forum > Spor > Genel Spor Muhabbeti > Futbol | Transferler | 2009/2010 Sezonu
  6.Haz.2009 Cmt 12:52:46

Merhaba arkadaşlar;

Bir sezon daha bitti. 2008-2009 şampiyonumuz Beşiktaş. Ve yaz dönemi transfer sezonu başlıyor. Bütün takımlar kadrolarını güçlendirmek için çalışmaya da başladı. Bu başlık altında transferde son gelişmeleri, transferler hakkındaki düşüncelerimizi paylaşabiliriz.

2009-2010 sezonunu hakedenin kazanmasını diliyorum.



·HoKKaBaZ·

·HoKKaBaZ· resimleri


Mesaj Gönder
arkadaşları
Forum Mesajları

  CC-Forum > Yaşamdan Kesitler > İlginç Fotoğraflar, Grafikler, Sunumlar > Esneyen Bebekler
  31.May.2009 Pzr 17:31:06

 

Esneyen Bebek Resimleri

Uykucu...

Sarışınım

Mavili

Yaw Beni Kim Uyutacak

Çok Uykusu Gelmiş

Çok Küçük

Biraz Kestireyim Ben

Aranızda esneyen var mı?

<< 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 ... 91 >>


 

 

 



Anasayfa
   Profilim          Düzenle
   Özel Mesajlarım
   Fotoğraflarım
   Arkadaş Listem
   Forum Başlıklarım
   Forum Mesajlarım
   Hesabım
   Kredi Al
   Kredi Gönder
   VIP PLUS Al
   Vip Al
   Tip Al
   Oda Al
   CCanlı Yayın
   İşlemlerim
   Forum Ana Sayfa
   Forum En İyiler
   Forum Son Eklenen
Plaj Coffee Cafe Havuzpark Cafe Alışveriş Merkezi Disco Bar Çay Bahçesi VIP Cafe (Sadece VIPler Girebilir)

 

 


ChatCity'ye Giriş | ChatCity'ye Üye Ol | ChatCity Hüküm ve Şartları
Görüş ve sorularınız için adresine mesaj gönderebilirsiniz.